Panik Atak En Sık Kimlerde Görülür? Risk Faktörleri Nelerdir?

Uzm. Dr. Yaprak Arslan Psikiyatrist & Psikoterapist

Panik Atak En Sık Kimlerde Görülür? Risk Faktörleri Nelerdir?

Panik Atak En Sık Kimlerde Görülür?

Panik atak, ani ve yoğun bir korku dalgasıyla kendini gösteren, fiziksel ve duygusal belirtilerle seyreden bir durumdur. Nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi gibi belirtilerle ortaya çıkan bu krizler, genellikle tetikleyici bir neden olmaksızın aniden gelişir. Araştırmalar, bazı bireylerin bu duruma daha yatkın olduğunu göstermektedir.

1. Kadınlar Daha Fazla Risk Altında

Çalışmalar, panik bozukluğun kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bunun nedenleri arasında hormonal değişimlerin etkisi, stresle başa çıkma biçimleri ve toplumsal rollerin yarattığı baskılar yer alabilir. Özellikle adet döngüsü, hamilelik ve menopoz dönemleri, panik atakların daha yoğun yaşanmasına sebep olabilir.

2. Genç Yetişkinler Daha Fazla Etkileniyor

Panik atak genellikle 20’li yaşların başlarında ortaya çıkar ve birçok kişide ilk ataklar ergenlik ile erken yetişkinlik döneminde yaşanır. Genç erişkinlik döneminde; kimlik gelişimi, bağımsızlık kazanma, gelecekle ilgili kaygılar, stres, iş yaşamına atılma veya ailevi sorumluluklar gibi yaşanılan zorluklar, panik atakların başlangıcını tetikleyebilir. Yaş ilerledikçe panik atakların görülme sıklığı azalabilir, ancak tedavi edilmezse kronikleşme riski taşır.

3. Ailesinde Panik Bozukluk Olanlar

Genetik yatkınlık, panik bozukluğun ortaya çıkmasında önemli bir faktördür. Aile bireylerinde anksiyete bozuklukları veya panik atak geçmişi olan kişilerde risk daha yüksektir. Bunun hem genetik hem de öğrenilmiş bir durum olduğu düşünülmektedir. Ancak genetik yatkınlık tek başına belirleyici değildir; çevresel faktörler ve yaşam deneyimleri de büyük ölçüde etkilidir.

4. Yoğun Stres Altında Olanlar

Kayıplar, iş kaybı, boşanma, sevilen birinin ölümü, ağır iş yükü, mali kaygılar veya ilişki sorunları gibi yoğun stres kaynakları bireyin anksiyete düzeyini artırarak panik bozukluk gelişme riskini yükseltebilir. Travmaya maruz kalan kişilerde, örneğin bir kaza, doğal afet ya da saldırı gibi olayları yaşayan bireylerde panik atak daha sık görülmektedir.

5. Kaygı Seviyesi Yüksek Kişilik Yapıları

Bazı kişilik özellikleri, panik atağa daha yatkın olmayı beraberinde getirebilir. Mükemmeliyetçi, aşırı duyarlı, kaygılı veya kontrolcü kişilik yapısına sahip bireyler, stresli durumlarda daha fazla zorlanabilir. Kendini sürekli baskı altında hisseden veya belirsizlikten rahatsız olan kişiler, panik atakları daha sık deneyimleyebilir.

6. Kafein ve Uyarıcı Madde Kullanımı

Aşırı kafein tüketimi, enerji içecekleri veya nikotin gibi uyarıcı maddeler, vücut üzerinde panik atağı taklit eden etkiler yaratabilir. Kalp atış hızının artması, titreme, huzursuzluk hissi gibi belirtiler, panik atağı tetikleyebilir ya da var olan semptomları kötüleştirebilir.

7. Uykusuzluk ve Düzensiz Yaşam Tarzı

Düzensiz uyku, vücudun stresle başa çıkma yetisini zayıflatabilir ve anksiyete seviyesini artırabilir. Uyku eksikliği, beyindeki stresle ilişkili hormonları etkileyerek panik atakların daha sık yaşanmasına yol açabilir.

8. Diğer Psikiyatrik Rahatsızlıklarla Birliktelik

Depresyon, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi diğer psikolojik rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkabilir. Özellikle kronik stres altında olan bireylerde panik atak riski daha yüksektir.

Sonuç

Panik bozukluk, belirli risk gruplarında daha sık görülse de herkesin yaşayabileceği bir durumdur. Farkındalık kazanmak, tetikleyicileri belirlemek ve profesyonel destek almak, panik atakların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Uzm. Dr. Yaprak Arslan
Psikiyatrist & Psikoterapist